29 Temmuz 2010

grip hastası

hasta olcam, hissediyorum bunu. Dif her ne kadar saçmaladığımı sölese de hissediyorum abi, var mı ötesi. hani kadın dediğin hissederdi, hani kuvvetliydi hisleri. yalan mıydı bütün bunlar...

böle her yerim ağrıyo ya. sırtımdan tut da parmaklarımın eklemlerine kadar. annemin bi taktiği vardır bu ağrılara karşı, akşam yatarken böle kırılan yerlere kolonya sürer sabaha o ağrıdan eser kalmaz. harbi kalmaz. ben de onu yapcam işte. yalnız, tırnaklarıma kadar kolonya sürünmem gerekiyo zanlımca.

nese hasta olunca yazarım artık. gerçi önlemlerimi aldım, ilaç neyim içtim. ama bakalım işte.

28 Temmuz 2010

çok korkunç bi rüya gördüm blog. rüyamda tek kolumda 2 olmak üzere 4 adet dirseğim vardı. üstelik her iki çiftten biri küçük biri büyüktü. bide yaralar vardı üzerinde. bu ne aq =S

27 Temmuz 2010

temmuzun 24'ü

evvet efenim, bir doğum günü daha geldi geçti, hatta deldi geçti. gönül ister ki hiç geçip gitmesin, ama maylesef zaman denilen kavramı habire ilerlettiğimiz sürece her doğum günü bi gün bitecek....
bu doğum günümün diğerlerinden farkı kutlu doğum haftası şeklinde vuku bulması. valla bölesi de bi güzel oluyomuş ki, herkese tavsiye ederim, yapın bunu.


malum günden 1 gün önce,sevgili dost St.Jimmy pastalarla geldi ve kutlamalar başladı. mumlar yakıldı, sonra o mumlar üflendi, üflenmeden önce mutlaka ki dilekler tutuldu, sonra pastalar kesildi ve çeşitli insanlarla yendi. bu günün anısı "ayşefatmahayriyehaydiçiftetelliye" adlı bir oyuncaktır.
ertesi gün, yani malum gün, Paix, Burnu tv ekranını kapatan insan, Tubap ve tabi ki olmazsa olmaz Dif'len kızılaylara gidildi. Tubap bana cüzdanımsı bişe dikmiş, içine çok denişik şeyler koycam onun. Paix de benim bi fotom vardı böle fotoşoplu neyim onu eşşek kadar büyülttürmüş de çerçevelettirmiş bi de utanmaz gibi bana vermiş. çok güzel nan =) Dif de yolda giderken gördüğümüz 1milyoncudan bana picama üstü niyetine bluz aldı. günün karı budur.
günün gecesi ise bambaşkaydı. çin makarnası, tekila-tuz-limon ve kızlar... uu beybi güzel bi hareketlenme oldu bende =) tekila for the win'dir bundan gayri benim için. süper bi içki yaa, herkese bunu da tavsiye ederim utanmaz gibi. ama limonlar biraz sertti, kanımca sarhoş olmamın bi nedeni varsa, o da bu limonlardı.
malum günün ertesi günüyse eve gittim ki bi de ne göriim? anne kuzu, bana pastalar börekler yapmış. uu beybi anne eli gibisi yok. akşam da anne pastalarına mum yakıldı, üflendi, afiyetle yenildi ve bitti. bu günün karı ise, annenin hediye almaya söz vermesiydi.



bölece yıllardır hiç kutlanmayan doğum günüm şenliklerle kutlandı. şaşırdım lan ben de. nevrim döndü biraz. böle insanlar g.tümü kaldır "sen doğum günü çocuğusun" falan diye. şerefime kadehlar kaldırıldı. insanlar beni çok sevdi. ben de çok mutlu oldum.



görsel sahibi

23 Temmuz 2010

sıkaltıcılık

yazıcam, yazıcam da bi üşeniyorum ki sorma blog. sakın sorma. bi de kafam dağınık biraz. sora bi de ne yazcağımı da bilemiyor gibiyim hafiften, hafiften ama.

her bi haltı hallettim şimdi ingilizce çalışıyorm. lan bu üds ne allahın belası bişe ya.

evet, farkındayım habire bela okuyorum ama elimde olan bişe değil. hayat beni bu hale getirdi.

bence yazın ele oje sürülüyosa ayağa da sürülmeli. üstelik bunlar mutlaka aynı renk olmalı. böle bi takınyım olduğunu daha geçen farkettim.

ayrıca emin ol, ben de aynı şey yüzünden tedirgin oluyorum, normal bu yani.

13 Temmuz 2010

kendimi çok boktan hissediyorm. neden bilmiyorm.
en sonunda mezun olmayı başardım. o allahın belası organikten geçtim. bi ara gene orlara gidip diplomamı almam lazım. keşke eve postalasalar...
ay içim sıkılıyo of...

12 Temmuz 2010

Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
Yetecek kadar ihanet,
Nefret, şiddet
Ve saçmalık vardır...
Ve cinayet konusunda en becerikliler
Cinayet karşıtı vaaz verenlerdir
Ve nefreti en iyi becerenler
Sevmeyi vaaz edenlerdir...

11 Temmuz 2010

bugün

gözüne güneş girdiğinde, yüzünün aldığı şekli gördüm bugün...

ivit, kesinlikle...

mor ve ötesinin en güzel albümü "gül kendine"dir.

kanıtı da ahanda budur: aha işte




07 Temmuz 2010

nefretler ediliyor burda

ivit...
yarın büyük gün. sabah ezanına müteakiben evden çıkıp kırıkkale yoluna düşücem. mümkünse 11deki sınava yetişmem gerekiyor, ama ne kadar beceririm bu işi bilemiyorum.

sonunda beynim de organikleşti canım blog. kafatasımın içinde bi pelte varmış gibi hissediyorm. sıcaklardan oldu desem, dışarı çıkmıyorum etmiyorm. kaynar suyla yıkandım desem, yok banyo yapmıyorm. başka bi yol yok, organik çalışmaktan pelteleştim.

amaaan ne bilim işte. çok sıkıcı bütün bunlar. saçmalığın daniskası. organikten nefret ediyorm. eğitim sisteminden nefret ediyorm. bu çarkın birer dişlisi haline gelmiş bütün o hocalardan nefret ediyorum. bana 85 tepkimeyi inatla ezberlettiren o hocadan özellikle nefret ediyorm.

05 Temmuz 2010

bazen başlık bulmakta zorlanıyorm, ıkınıyorum gene olmuyor, olmadı bak..

dinle bacım dinle çekinme


boş boş dururken aklıma buraya yazacak bissürü şey geliyor. tamam, diyorum bunları unutmiyim yazim bloga diyorm. yok, diyorm bu sefer kesin unutmicam diyorum.

ama yine unutuyorum o.O
sonuçta oje sürmeyi bile unutan bi insandan bahsediyorm burda, öle böle değil yani. yemek yemeyi nası unutmuyosun dersen, onu annem hatırlatıyor. sağolsun her sabah, öğle ve akşam yemeklerinden önce beni çağırır.

ya bi de bu internet hep ya... bilgisayarın başında kendimi kaybediyorm. kendi kendimle anlaşma yapıyorm; tamam, diyorum 10dk şuna bakcam bunu yapcam kapatcam sonra pcyi diyorm. o 10dk oluyor 40dk. aman ona da bakim, ay bi de şuna bakiim, aa bak şu eksik kalmış hemen onu da yapiim..... sonra tahmin edersin ki o 40dk noluyodur.... kısaca ve gerçek anlamda ömrümü yiyor bu internet benim. net olmazken napıyomuşum ki acaba? o zaman benim bilgisayarım yoktu, babamın bilgisayarından bi sims oynardım işte. o da yalvara yalvara, ağzından girip burnumda çıkarak ya da tam tersi. şanslıysam babam, o gece annemin yanında yatmış olurdu ben de sabah erkenden kalkıp pitipiti babamın odasına gidp, minimum gürültü çıkararak sims oynardım kendisi uyanana dek. sonra da beni kovardı zaten. saonra net vardı ama benim bilgisayarım yoktu. o zaman da pek ihtiyaç duymuyodum. messenger kullanmıyodum gene, lanet bi yonja hesabım vardı. photoshop yapıyodum uyduruktan, deviantarta koyuyodum fotoları. başka da bi skim yapmıyodum.


e, tamam işte ben netsiz yaşayabiliyomuşum... şimdi niye olmuyor ? ya valla netsiz yaşam en iyisiymiş, şimdi anladım ben bunu. o zamanlar akşam erken yatıyodum, sabah erken kalkıyodum, deli gibi kitap okuyodum, banyomu zamanında yapıyodum, ojelerimi aklıma gelince sürüyodum bla bla bla... daha sırasında, düzeninde giden bir sürü iş. internet hayatı düzensizleştiriyor. gece uyuyamayan insanlar olup çıkmadık mı? kullandığımız kahve miktarı artmadı mı? ulan hepimizin gözleri bozuk değil mi? pis, bakımsız da olduk sonunda, en azından ben oldum o.o"


yani ne bilim öle işte...



ps1: annem geldi, konuştu da tepemde unuttum ne yazcamı.
ps2: bi de allah rızası için biri bana şu lanetlere şarkı eklemeyi öğretsin lan.

fotoğraf için

04 Temmuz 2010

ben mal mıyım?

bazen bunu gerçekten çok merak ediyorum. keşke biri karşıma geçse de "artık sana bunu sölemenin zamanı geldi. bugüne kadar bişe demediydik sana, psikolojini alt üst etmeyelim diye ama tak etti bizim de canımıza. hani dedik belki becerir artık bişeyleri dedik ama nafile şu yaşına geldin daha bi b.k beceremedin. sen de meak ediyosundur zaten bunu. evet, çocuğum sen malsın. ama üzülme bu doğuştan değil, tamemen teknik hatalardan dolayı oldu, seni havaya 3 kere attık 2 kere tuttuk. ondan oldu bu" dese keşke. dese de ben de 'mal mıyım ulan harbiden' diye düşünüp boş yere zaman harcamasam (gerçi bişe beceremediğime göre o çok değerli zamanımı da nere harcicaksam.. düşün dur işte.) 'hah' desem 'malım ya ben ondan böle oldu' desem.

işte demin şeye girdiydim fizy'e girdiydim, dedim bi nick cave dinliyim. bi de benim beynim yetersiz olduğundan adresleri unutuyorum, onçün bu tepede yerler var ya oraya kaydediyorum. nese efenim bunu da kaydettiydim, ama moodda kaydetmişim. açıldı sayfa ben h.sktir çekmeye başladım. neden peki? ben diğer sayfayı nası açcam şimdi diye...

yaklaşık 3dk. ekrana baktıktan sonra, adres çubuğundaki 'mood' kısmını silip entera bastım nokta


bu da benden size olsun
bugün sabah 5buçukta balkona çıktım. saat 4te ötmeye başlayan kuşların, 5buçukta havada dönerekten öttüğünü gördüm. (bunu da nası yapıyolarsa, ben daha yürürken konuşamıyorum.)

havanın tamamen aydınlandığını gördüm.

bahçedeki çam ağaçlarının bizim kata ulaştığını da gördüm 5buçukta, elimi uzatsam tutuvercem, o kıvamdalar.

köpeklerin havlamadığını, kedilerin koşuşturmadığını farkettim.

tek tük bikaç arabanın yola koyulduğunu gördüm 5 buçukta.

insanlar için sabah olduğunun, yeni günün başladığını, benim içinse uyku vaktinin geldğinin ayrımını yaptım 5buçukta.

02 Temmuz 2010

Falling Slowly

I don't know you
But I want you
All the more for that
Words fall through me
And always fool me
And I can't react
And games that never amount
To more than they're meant
Will play themselves out

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you have a choice
You'll make it now

Falling slowly, eyes that know me
And I can't go back
Moods that take me and erase me
And I'm painted black
You have suffered enough
And warred with yourself
It's time that you won

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you had a choice
You've made it now
Falling slowly sing your melody
I'll sing along


dinlemek için