26 Aralık 2010

en büyük öfkem

yüzyıl oldu buraya yazmayalı. niye yazmadığım ya da niye yazamadığım hakkındaysa en ufak bir fikrim yok. çok sıkıntılıyım bu aralar. sıkıntılar öyle bir kol geziyor ki içimde kusmak istiyorum bazı bazı. nolur biri benim yerime literatür tarasa, makale okusa da ben bi tuvalete gitsem?


buralardan türlü çeşit insana küfredesim var. bazılarınız o kadar salaksınız ki sinirlerimi bozuyorsunuz. bazılarınız da o kadar şen şakraksınız ki içimi bayıyorsunuz. ve bazılarınız da o kadar ukala ki gelen çişimi tutamamama neden oluyor.


hazır çiş demişken buradan "kış" hakkında da diyeceklerim var. o kadar soğuk ki beynim uyuşuyor. sıcaklığın inatla azalmasıyla mesane büyüklüğüm doğru orantılı işliyor, bu da beni çok zor durumlarda bırakıyor. ayrıca sabah 6da havanın "aydınlansam mı, biraz daha mı kararsam" kararsızlığı yatağa geri dönmeme neden oluyor.


sonuç paragrafları beni uyuz ediyor. bir türlü karar veremiyorum "kısacası" mı desem "sonuç olarak" mı desem, en sonunda da bir şey yazmamaya karar veriyorum.


bu kadar.

18 Aralık 2010

05 Aralık 2010